‘Kürt’ Etiketi

İlkokul kitabında harita skandalı

KONYA’da özel bir yayıncı kuruluş tarafından hazırlanan ve ilköğretim öğrencilerinin kullanımına sunduğu ‘İlköğretim 4’üncü Sınıf Tema-Test’ adlı soru kitapcığında Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi Kürdistan olarak gösterildi. Devamı »

Türk, Ermeni ve Kürt gen kardeşleri

Türk lösemi hastaları ile Ermeni donörler arasında yüksek eşleşme oranı tespit eden Ermenistan İlik Bankası yetkilileri, “Türkler ile Ermeniler yeryüzünde birbirine genetik olarak en yakın etnik topluluklar, ayrıca Kürtler de aynı genetik kümede” dedi. Hatta bu yakınlığın araştırılması için “Birlikte AB fonuna başvuralım” çağrısında bulundu.

Devamı »

Mahmur’dan 10 şart

Türkiye’den giden 11 bin kişinin yaşadığı Mahmur Kampı’na giden kapatılan DTP’li milletvekili ve başkanlar kampta terör örgütü PKK flamaları ve bölücübaşı Abdullah Öcalan’ın fotoğraflarıyla karşılandı.

Devamı »

DTP’liler ‘BDP ile devam’ dedi

Kapatılan DTP’nin 19 milletvekili istifa etmekten vazgeçti. Kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk, siyasi yaşamlarını Barış ve Demokrasi Partisi’nde sürdürme kararı aldıklarını açıkladı. Türk, “Öcalan da parlamento zemininin terk edilmesinin doğru olmadığını ve bu mücadelenin devam edilmesi gerektiği şeklinde, avukatlarıyla bunu paylaştı” dedi.

Devamı »

Muş’taki olaylarda 2 kişi öldü, 8 kişi yaralandı

Muş’ta çıkan olaylarda 2 kişi öldü, 8 kişi yaralandı… Muş’un Bulanık ilçesinde bir esnaf, işyerini ve arabasını yakmak isteyen göstericilere ateş açtı… Bulanık Belediye Başkanı Ziya Akkaya, halkın panik içinde olduğunu ve işyerlerinin ateşe verildiğini açıkladı…

Muş’un Bulanık İlçesi’nde kapatılan DTP’nin ilçe binası önünde yapılacak basın açıklamasına katılanlar, işyerlerini ve polisi taş yağmuruna tuttu. Yaklaşık bin 500 kişinin katıldığı gösteriler sırasında 2 kişi öldü, 8 kişi yaralandı.

Bulanık’ın Aslanpaşa Caddesi’nde kapatılan DTP’nin ilçe binası önünde basın açıklaması nedeniyle bazı esnaflar işyerlerini açmadı.

Bugün saat 11.00 sıralarında yaklaşık bin 500 kişinin katıldığı toplantı başlamadan bazı gruplar, açık olan işyerlerine saldırdı. Çevrede önlem alan polis, göstericilere engel olmak için tazyikli su ve gözyaşartıcı bomba kullandı. Atılan taşlarla açık olan bankaların ve işyerlerinin camları kırıldı. Bu sırada esnafın açtığı ateş sonrası 2 kişi öldü.

Göstericilerden 150 kişilik grupla polis arasında çıkan çatışmada çok sayıda gösterici yaralandı.

Olaylar sırasında Ak Parti binası da taşlanırken, bir grup gösterici de bir dershaneye girerek, hasar verdi.

MANİFATURACI DÜKKANINA SALDIRAN GÖSTERİCİYİ ÖLDÜRDÜ

Saat 12.00 sıralarında Şehit Üsteğmen Suat İsakoğlu Caddesi’nde manifaturacılık yapan T.B., iddiaya göre işyerini ve otomobilini tahrip ettikten sonra yakmak isteyen göstericilerin üzerine tabancayla ateş açtı. Açılan ateş sonucu 2 kişi öldü.

Olaylar sırasında yaralanan 6 kişiden 2’si Muş Devlet Hastanesi’ne ambulansla nakledildi. Bulanık Devlet Hatanesi’nde ise 4 yaralı tedavi altına alındı. Çatışmaların yer yer devam ettiği Bulanık ilçesine çevre il ve ilçelerden takviye kuvvet gönderildi.

DÜKKANLAR ATEŞE VERİLDİ

Bulanık Belediye Başkanı Ziya Akkaya, Bulanık’taki olayların hala sürdüğünü ve dükkanların ateşe verildiğini söyledi. Halkın panik içinde olduğunu, kimsenin dışarı çıkamadığını vurgulayan Akkaya, çıkan olaylarda ölülerin olduğunu belirterek ‘Güvenlik güçleri geri çekildi. Biz müdahale gücüne sahip değiliz’ dedi.

Erdoğan: Siz mi susturursunuz, ben mi susturayım

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2010 Bütçesi Genel Kurulu’nda milletvekillerine hitap etti. Başbakan Erdoğan’ın konuşması oldukça gergin geçti. Muhalefet milletvekillerinin konuşmasına itiraz etmeleri Başbakan’ı çileden çıkardı. Başbakan Erdoğan, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’e dönerek, ‘Sayın Başkan, siz mi susturursunuz, ben mi susturayım’ dedi.

Konuşmamın başında bazı tespitleri yapmak istiyorum. Bunları yaparken de hiç rahatsız olmamak gerekir. Zira bu bir bütçe müzakeresi, gönlümüz arzu eder ki bütçeyi konuşalım.

Sayın Baykal, Reşadiye saldırısını PKK’nın gerçekleştirdiğini söyleyemediğimizi ifade etti. Devlet yönetimi bir ciddiyet gerektirir, devlet ve hükümet aklına estiğini konuşmaz. Tespitlerini yapmadan, delillerini bulmadan konuşmaz. Zira ülkede bir tane terör örgütü yok. Terör örgütünün farklı isimlerdeki örgütlerle işbirliği halinde uyguladığı terörde var. Bunları tespit ederek, açıklamaktır aslolan.

Ve saldırı terör örgütü üstlenmiştir. Burada spekülasyonlara fırsat vermeden, örgütün üstlendiği gibi, bizlerde aynı şekilde örgütün propagandasını yapar gibi sürekli ismini zikretmeyi de hiçbir zaman devlet ciddiyetimizle uygun bulmuyoruz. Milli birlik ve kardeşlik sürecine yönelik bir sabotajdır.

Daha önceki 7 bütçemizde olduğu gibi 2010 yılı bütçesi de Türkiye’nin imkanlarını fırsatlarını potansiyellerini azami derecede milletimizin istifadesine sunan, ülke ve dünya gerçekleriyle örtüşen bir bütçe olarak yapılmıştır.

İktidar başarılı olmuştur demesini beklemiyorum. Böyle bir şey olduğu zaman bu koltukların boş kalması lazım. İktidarın ne denli doğru yapıp yapmadığını, sandıkta milletimizin huzurunda görüyoruz. 4 seçimde iktidara doğru mu yanlış mı yaptı, değerlendirmesini yapacak. Bütçe görüşmeleri sadece bütçe rakamlarının analiz edildiği değil, aynı zamanda ülke gündeminin ele alındığı, yapılanların yapılacakların teklif edildiği ve önerilerin değerlendirildiği görüşmelerdir.

REKORLAR KIRILIYOR

Türkiye’de rekorlar kırılıyor. Küresel ve bölgesel rekorlar kırıyor. Bu ülkenin varlıklarının gelirlerinin kaynaklarının yüzde 62,7 lirası dazi olarak dagatılıyordu. O zaman iktarda CHP DSP VE ANAP vardı.

7 yılda bu oranı kademe kademe oranına düşürdük. Şu anda geldiğimiz oran yüzde 7 idi. En son cuma gününün rakamı yüde 9,1. Enflasyonuda yüzde 30’la aldık şuanda 5,5. Sizin zamanınıızda bu ülke 3 haneli rakamları da gördü.

Bu aradaki fark benim ülkemin büyümesine gelişmesine harcanıyor. Okula dönüşüyor hastaneye, baraja, emniyete işe aşa dönüşüyor. Türkiye neden bu kadar yüksek faiz oranları ödemek zorunda kaldı. Ülkemizin faiz primi yüksek olduğu için faiz oranları yüksekti.

2002 yılında Türkiye’nin risk primi yüzde 7 iken bugun bu oran yüzde 2‘ye indi. Bu oran bile elde ettiği saygınlığın ağırlığın en bariz göstergesidir. Bu ülke faiz yoluyla ağır bedeller ödedi. Enflasyonla ağır bedeller ödedi. Bu bedeli bu millet ödedi. Memur, işçi çiftçi esnaf, ev hanımları ödedi.

O günün gazetelerini hatırlayın bir banka 1 milyar 63 milyon dolar bir başkası 426 milyon dolar MB’den bu alım yapılıyor. Dolar kuru da 685 bin lira. Dolar hızla yükseliyor. 1 milyon 80 bin liraya çıkıyor. Bu bankların bir kaç ssat sonra 216 tirilyon lira oluyor. İlk bankanın bir günkü karı 292 triilyon oluyor.

MERKEZ BANKASI SOYULURKEN NEREDEYDİNİZ?

Bütün bunları , CHP, MHP, DSP’ve ANAP yaşattı. O dönem yaşananlar Rahşan affına girdi. O zamanki yasalara uygun dendi ve geçiştirildi.

Bu ülkeye revamıydı? Bizi ihanetle suçlayanlara buradan sesleniyorum. Peki bu nedir?

Milliyetçiyim diye ortalarda olaşanalara soruyorum. Bu ülkenin soyulmasına neden ses çıkarmadınız? Merkez Bankası soyulurken milliyetçiliğinizi o gün neden hatırlamadınız?

TEĞET GEÇİYOR TEĞET

2001 krizi ülkenin böyle yönetildiği için yaşandı ve ithal çözümler üretildiğinden yaşandı. Bizi ise kendi projelerimizle çözüyüoruz. Yine söylüyorum. Teğet geçiyor teğet.

23 milyar dolar borçla devraldık Ödeye ödeye şuanda 8 milyar dolar borumuz kaldı. Biz masaya adam gibi otururruz. Muhalefet borçlandı biz ödedik. Sadece ABD’de kriz döneminde 158 banka battı. Türkiye’de bir banka sıkıntı dahi yaşamadı

SİZİN KİTABINIZDA KARDEŞLİK YOK

Güçlü bankacılığı bu iktidar oluşturdu. Reel faiz ülkemizde yüzde 2,5 bu oran Türkiye tarihinde görülen en düşük orandır. Türkiye terör belasından kurtulduğu güneydoğuda da gelişmemiz açısından son derece çok önemlidir.

İnsan milli birlik ve kardeşlik lafına bile saygı duyar. Bu lafı duyunca bile zıplıyorsunuz. Kitabınızda birlik yok beraberllik kardeşlik yok .

O günlerde Merkez Bankasının içini boşaltanlar bugun ülkenin kardeşiliğini birliğini dert edemezler. O gün IMF den borç almak için kapıda yatanlar bugün borç edeyen bir ülkeyi sindiremez. Biz inadına milli birlik inadına kardeşlik diyoruz.

MUHALEFETİ YANIMIZA BEKLERDİK

Sizin hiç evladınız öldü mü? Dersimi istatistik olarak görenler kendinizi hiç dersimli bir ananın babanın evladın yerine koydunuz. Her ölüm ölümdür. Hele gençlerin ölümü görmezden gelinemeyecek kadar acıdır, trajiktir.

Biz ne ekonomiye bir istatistik olarak konusuyoruz ne de sehitleri istatistik olarak konusuyoruz. Biz sofraya, anaların yüreğine bakarak konusuyoruz. Böyle bir sürecte muhalefeti yanımızda beklerdik.

Süreci provoke etmek kime ne sağlar. Diyorlar ki ülkeyi bölüyorsunuz. Hangi adım hangi açılığım başlığı ülkeyi bölüyor. Hangi adıma alternative ürettiniz. Sonuna kadar dinleme cesareti gösrerin . Umarım yine bırakıp burden gitmezsiniz.

BAYKAL SABAH BAŞKA AKŞAM BAŞKA

İster Güvenlik güçlerimiz ister bize silah doğrultan vatandaşlarımız olsun hepsi bizim vatandaşımızdır. Bu söz sizlerin değilmiydi?

Tüm tutuklu ve hükümlüller için kısmı genel af çıkartılarak genel huzur düzeyi yaratılmalıdır. Kürt vatandaşlarımızın yazılı basın ve medya ile yayın yapabilme , özle okulların kendi anadilleriyle yayın yapabilme.”

Belgeler burda. “Kürt dil kurumu ile kendi dilleri ile çalışma yapabilmeli” bütün bunlar CHP Tunceli raporunda var. Bunları bana siz gönderdiniz. Bunların hepsi CHP’nin Tunceli raporu.

Herhangi bir arkadaşın yaptığı açıklamayı neden bana partininmiş gibi gösteriyorsunuz? 99 CHP raporu : “Devletin ırkı olmaz devlet tüm alt kimliklere eşitm esafede durmalıdır. Kürtlerde dahil her lat kimlikten yurttaşımıza kendi dillerinde eğitim görme olanakları ….”

Sayın Baykal’ı iyi tanıdım sabah başka akşam başka.. Aynı davranışları MHP de yapıyor.

HER SORUN MECLİS’TE ÇÖZÜLÜR

O başka bu başka hangisi doğru bizim yaptığımız doğru. İki tarafın söylemleri bile hükümetin ne kadar doğru bir yolda olduğunu gösteriyor.

DTP de dağa çıkmaktan bahsediyor MHP de dağa çıkmaktan bahsediyor. Biz ise kardeşliğin adaletin sesiyiz. Hepinizi buraya siyaset yapmaya çağırıyoruz. Her türlü sorun mecliste çözülür Bunun yeri burasıdır.

ÇOCUKLARINIZI TV’DEN UZAK TUTUN

Sayın Bahçeli, bana partime hükümetime en ağır lafları bana söyledi. Ben bunların hiç birini üzerime almadım. Dinleyen çocukların ruh haline üzülüyorum . Anne ve babalardan Bahceli konusurken televizyondan uzak tutumalarını tavsiye ediyorum.

Sadece bir günde 4 katrilyon parar kazanan bankalar oldu. Merkez Bankası’na o dönemde neredeyse bir enjektör dayandı. Bütün kaynaklar emildi. O dönemde başkan yardımcısıydınız Bahçeli . O zaman bunları neden uyarmadınız?

GÜVENLİK GÜÇLERİNE HAKSIZLIK

Teror liderinin başı size teslim edildi. Öcalanı imralıya kim yerleştirdi. Tüm muhalefete sesleniyorum, Terörle mücadele edilmiyor diyerek bu ülkenin askerine polisine korucularına haksızlık insafsızlık ediyorsunuz. Onların şefkini siz kırıyorsunuz.

TERÖR CEPHESİ SİLAH BIRAKMADIKÇA…

Ben herzaman askerede emniyet teşkilatının ne ihtaycı varsa A’dan Z’ye yapmaya hazırız demişizdir. Şu anda kandile operasyon yaoılıyorsa bu 5 kasım 2007 nin sonucu ve zaferidir.

Kaçınız Ankara’nın dışına çıkabildiniz. Terör cephesi silahını bırkamadığı sürece operasyonlara son verilmeyecek. Bİz 81 ilin tamamında varız. Sİyasetçi olarakta varız. Sivastan öteye gidebiliyormusunuz? Gittiğiniz yerler belli. Asker nerde polis nerde AKP orda ama siz yoksunuz.

Türk milleti demek Türkiye’li olmak demektir. Gazi Mustafa Kemal bu konuyu en güzel şekilde ortaya koymuştur.

Burda alt kimlik dediğimde çıldırdınız. Şimdi bunları sizde kullanıyorsunuz. Siz de zamanla öğreneceksiniz.

Genel Başkan grubuna hakim ol. Siz varya bu mantığınız Atatürk ölene kadar Türk paralarının resmi öldükten sonra İnönü’nün resmi. Siz busunuz.

PARTİ KAPATMAYA KARŞIYIZ

Biz parti kapatmaya karşıyız .Cezanın tüzel kişilklere özel kişilere verilmesini uygun buluyoruz. Bu ülkenin Başbakanlarına göbek kaşıyanlar diyenler sizlersiniz.

Halkın getirdiğini ancak halkın götürebileceğini düşünüyoruz Teröre övgüde buluna destek olan kişilere bir paye verilemez. AKP olarak her türlü aykırılığın siyaset içinde tutulmasını uygun görüyoruz.

Biz siyasi hayatımız boyunca sadece milletimizde direktif aldık. Tüm partiler yüzlerine millete dönmeli. Onları dinlemeli . Asla ümitsiz değiliz.

DAHA FAZLA BEDELE TAHAMMÜLÜMÜZ YOK

Nasıl tahrikler yapılacağını göze alarak çıktık. Terörden nemalananların bu süreci uzatmak için neler yapacağını bilerek ve bunlara boyun eğmeyeceğmizi düşünerek yola çıktık .

Daha fazla bedelin ödenmesine tahammulumuz olamaz. Biz bu milleti terörün akıttığı kan ile beslenenlere vampirlere teslim etmeyeceğiz. İnadına demokrasi ,açılım, birlik kardeşlik diyoruz .

Gençlerin kanı üzerinden maddi ya da manevi rant devşirenler var. Biz bütün bunları karsımıza alarak çıktık. Hortumları kesilenler duvar gibi bu sürecin önende duracaklar . Ama biz bunları kararlılıkla defedeceğiz.

BAYKAL’DAN ERDOĞAN’A YANIT

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bütçe konuşmasını, “Yazık… Çürüyen bir iktidardan Başbakan manzarası” sözleriyle değerlendirdi.

Genel Kurul toplantısının ardından TBMM’deki odasında gazetecilerle sohbet eden Baykal, hiçbir Türk vatandaşının böyle bir Başbakan manzarasından mutlu olduğunu düşünmediğini belirterek, şöyle konuştu:

“Yaşanan sorunların altında nasıl bir başbakanlık anlayışının yattığı bu vesileyle görüldü. Yazık… Çürüyen bir iktidardan başbakan manzarası. Bu onun anlayışını ortaya koyuyor. Meclis Başkanına ’sen mi susturacaksın, ben mi susturacağım?’ diyor. Meclis Başkanı parlamentonun, Başbakan iktidarın temsilcisi. Başbakan, Meclis Başkanına ’sen mi yapacaksın, ben mi yapacağım?’ diyor. Kendisinde birilerini susturma yetkisini, hakkını var sayıyor olması, kuvvetler ayrılığı ilkesine tamamen aykırı. Tam bir ‘Ali kıran baş kesen’ tavrı.”

Başbakan Erdoğan’ın konuşmasından, “Türk milleti sözünün anayasadan çıkarılmasına yönelik değişikliğin arkasında olduğunun çok açık olarak görüldüğünü” savunan Baykal, “Başbakanın gösterdiği raporların hiçbirisinin CHP’nin yetkili organlarının görevlendirilmesiyle oluşmadığını” da kaydetti.

Deniz Baykal, şöyle devam etti:

“CHP’nin bu konulardaki resmi politikası 1989 yılındaki raporunda çok net şekilde ortadadır, daha sonra 2008 programındadır. Resmi raporlardır. Bir raporunun resmi rapor olabilmesi için önce parti yetkili organlarının öyle bir rapor hazırlanması görevi vermesi lazım. Kimlerin hazırlayacağını belirlemesi lazım. Hazırlanan raporu görüp benimsemesi lazım. Bunlar ortaya çıkınca o rapor parti raporudur. Her partide bir sürü insan görüş söyler, teklif yapar. Bizi bağlayan iki temel rapor var. Biri 1989 raporu, ki SHP zamanında hazırlanan rapordur. CHP, SHP döneminde hazırlanan raporu sahiplenmiştir. Diğeri de 2008 programımızı yeniden şekillendirdik. CHP’nin bu programı ortadadır. Bu raporda da CHP’nin görüşü çok net bir şekilde ortaya konulmuştur.

Nedir anlayışımız: Etnik kimliğe saygı temeldir. Devleti bu işe sokmama kararlılığımız 20 yıldan bu yana sürüyor. Devlet, vatandaşlarının etnik kimlikleri konusunda faaliyet yapmamalıdır. Bunlar sivil toplum çerçevesinde yapılmalıdır. Hiçbir zaman milli eğitimin içine etnik anlayış, etnik dil sokulmamalıdır. Biz devleti bu işin dışında tutuyoruz. Bizim çizgimiz bu. Ama görüyorum ki Başbakan, Anayasadan Türk milleti sözünü çıkarma konusunda kararlıdır, bu sahiplenilmiştir. Milli eğitime etnik dil taşıma konusundaki politikası da sahiplendiği politikadır. Böyle bir angajmanını görüyorum. Bunu bizden medet umarak meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu mümkün değildir.”

Açılıma Hülya kapanımı

8866224

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, “Kürt açılımı”na ilişkin değerlendirmeleri nedeniyle sanatçı Hülya Avşar hakkında, “Halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle soruşturma açtı.

Hürriyet’e konuşan Avşar, “Bunu, hayatımda bana yapılmış en büyük hakaret olarak düşünüyorum. Bu açılım değil, kapanış oldu” dedi.

SANATÇI Hülya Avşar’ın “Kürt Açılımı”na ilişkin değerlendirmelerinin, “Halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle hem Avşar hakkında hem de röportajı yapan Milliyet Gazetesi muhabiri Devrim Sevimay hakkında soruşturma açıldı. Avşar, “Demokratik bir ülkede olduğumuzu düşünerek bunları konuştum. Soruşturma, bana yapılmış en büyük hakaret” dedi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “şüpheli” olarak kendisini ifadeye çağıran daveti Avşar’a, dün sabah kızı Zehra’nın ilk Anıtkabir ziyareti için Ankara’ya hareket etmeye hazırlandığı sırada ulaştı. Avşar, dün öğle saatlerinde Ankara’ya gelerek, kızı Zehra ve yeğeni Hazar Atak ile birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti. Anıtkabir kafeteryasında Hürriyet’in sorularını yanıtlayan ve tepkisini, “Çağrıyı aldığımda birkaç defa okuma ihtiyacı hissettim. Genelde okuduğumu bir defada anlarım. İnanamadım. Nasıl böyle bir şey olabilir diye” sözleriyle dile getiren Avşar’ın değerlendirmeleri şöyle:

Bana hakarettir

Türkiye’de hiçbir şey demokratik değil ki açılım yapılsın. Benim çocukluk günlerimi anlattığım bir röportajdı. Ne demişler; Halkı kin, nefret ve düşmanlığı tahrik etmek. Bunu, benim hayatımda bana yapılmış en büyük hakaret olarak düşünüyorum. Bu durumda nasıl demokrasiden bahsedilebilir Türkiye’de?

Açılımın ne olduğunu bilmiyoruz Türkiye olarak. Zaten daha bizim mercilerimiz de açılımın ne olduğunu bilmiyorlar. Demokrasiye izin verilmiyor. Benim yaptığım röportaja bu şekilde bir tepki gösteriliyorsa ne Kürt açılımı yapılabilir, ne demokratik açılım yapılabilir. Demokratik bir ülkede yaşamıyorsun ki açılımı yapalım.

Demokratik sandım

O röportajımda, barışa ve hayata güzel bakmanın ne olduğunu, nereden nereye geldiğimizi anlatıyorum, ki ben bunların hesabını vermek zorunda değilim. Bunun tam aksini de anlatıyor olabilirdim. Demokratik bir ülke olduğumuzu düşünerek bunları konuştum. Bugüne kadar ilk kez böyle bir röportaj verdim. Bizim ülkemiz demokratik bir ülkedir diyerek bu röportajı yaptım ve başıma gelene bakın.

(Öykünüzü anlatmaya devam edecek misiniz sorusu üzerine) Buna devam etmemem için benim yok olmam lazım. Ben ortadan yok olayım, o zaman devam etmesin. Bu gerçek. Bana göre şu bana yapılan Kürt açılımının tamamen kapatılmasıdır. Bu, açılım değil kapanış oldu. Ben, Türkiye’de bir sanatçının kendini oturup anlatmasıyla ilgili cumhuriyet savcılığından kin, nefret düşmanlık falan diye bir hakaretle, halkı kin ve düşmanlığa alanen tahrik etmek suçu diye bir şey yazılıyorsa, bence bu ülkede demokratik açılım, Kürt açılımı falan konuşmasınlar.

Başbakan’ın bilmediği

Bu tamamen başbakanımıza yöneltilen bir şey değil. Belki başbakanımız çok iyi niyetli olabilir, ama maalesef daha bilmediği merciler anlamında… Önce dönüp mercilerimiz ne alemde, demokratik durum var mı, insanlarımıza hakikaten demokrat bir şekilde yaklaşabiliyormuyuz, insanlar özgür mü; daha bunun farkında değiller, inanıyorum.

Memeyi bir kez verip çekemezsin

SANATÇI Hülya Avşar, 24-25 Ağustos’ta Milliyet’te Devrim Sevimay’a verdiği röportajda hükümetin Kürt açılımı ile ilgili çalışmasını değerlendirmişti. Annesinin Türk babasının Kürt kökenli olduğunu anlatan Avşar, özetle şunları söylemişti:
Demokratik açılım meselesinden ben çok korkuyorum. Korkuyorum, çünkü bu öyle bir mesele ki, artık dönüşü yok. Bu işe başladıysanız bitirmek zorundasınız. En azından başarmaya doğru gidildiğini hissettireceksiniz. Aksi halde bu yeni doğmuş bebeğin ağzına memeyi verip en güzel anında çekmeye benzer, ki bu çok tehlikeli. Çünkü o zaman ne olur o bebek? Kıyameti koparır, olay çıkarır. Ne zaman ki sen yine o memeyi ağzına verirsin ya da başka bir meme; ancak o zaman susar, başka türlü kurtulamazsın artık.

Türkler bu ülkenin bölünmemesini istiyor. Topraklarını, milletlerini korumak istiyor. Buna da sonsuz hakları var ama yöntem hataları yaptıklarını kabul etmeliler. Ben de sonuna kadar Türküm; ama bu Kürtleri yok saymak, onlara etnik baskı yapmak anlamına gelmemeli. Yıllardan beri Anayasa’yı değiştiriyorlar, bir kez de barış için değiştirsinler.

Sadece acırım ona, (Öcalan’ı kastediyor) o kadar. Aslında insanlara kızmak, yargılamak zamanı da geçti artık.

Siz çağırdınız diye yıllardır dağlarda yaşayan insanlar “Lay lay lom” diyerek inmeyeceklerdir.

4.5 yıl istenecek

Soruşturma sonunda hakkında dava açılması durumunda Avşar, TCK’nın 216. maddesindeki, “Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmüyle yargılanacak. Avşar, bu suçu basın yoluyla işlediği için TCK’nın 218. maddesine göre, ceza istemi yarı oranında artırılacak. Bu durumda dava açılması halinde Avşar, 1.5 yıldan 4.5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak.

Bayram ziyareti

Hülya Avşar, kızı Zehra ile dün Anıtkabir’i ziyaret etti. Avşar, ezbere bildiği yerleri Zehra’nın da görmesini istediğini söyledi. Avşar, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hakkında soruşturma açıldığını gösteren çağrı kağıdını Hürriyet muhabiri Turan Yılmaz’a gösterdi.

Flaş isimlerle Kürt açılımı çalıştayı

turksohbet7

Kürt açılımı kapsamında düzenlenen 3. çalıştay dün Polis Akademisi’nde yapıldı.

Gazeteci ve yazarların katıldığı Çalıştay’da “Süreç kapsamında yapılması gerekenler: Yöntem ve yönetim” ile “Demokratikleşme paketinde neler olmalı?” başlıklı iki oturum düzenlendi.

İÇİŞLERİ Bakanı Beşir Atalay’ın kamuoyuna duyurduğu hükümetin Kürt açılımı kapsamında düzenlenen çalıştayların üçüncüsü dün gazeteci ve yazarların katılımıyla Polis Akademisi’nde yapıldı.

Moderatör polisler

Beşir Atalay’ın da katıldığı çalıştayda, moderatörlüklerini Polis Akademisi Başkanı Zühtü Arslan ve Polis Akademisi Araştırma Merkezleri Başkanı İhsan Bal’ın yaptığı “Süreç kapsamında yapılması gerekenler: Yöntem ve yönetim” ile “Demokratikleşme paketinde neler olmalı?” başlıklı iki oturum düzenlendi. İlk oturumun alt başlıkları “parlamentonun rolü, siyasi partiler, sürecin kamuoyuna anlatılması, süreçte dış ilişkiler ve süreçte riskler ve direnç noktaları” olarak belirlenirken, demokratikleşme paketiyle ilgili oturumun alt başlıkları da “kısa, orta ve uzun vade olarak saptandı.

Vekil eşi yazarlar

Polis Akademisi’ne bağlı Uluslararası Terörizm ve Sınırıaşan Suçlar Araştırma Merkezi’nin (UTSAM) Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) ile birlikte düzenlediği çalıştayın, aralarında Başbakan Tayyip Erdoğan’ın diplomasi başdanışmanlığını da yapan Sabah yazarı İbrahim Kalın, AKP milletvekili Özlem Türköne’in eşi Zaman Gazetesi Yazarı Mümtazer Türköne ve Zeynep Dağı’nın aynı gazetede yazan eşi İhsan Dağı’nın da aralarında yer aldığı katılımcıların, ağırlıklı olarak iktidara yakın isimlerden oluşması dikkat çekti.

Yeni Şafak yazarları Fehmi Koru ve Ali Bayramoğlu, Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu ve gazetenin yazarlarından Nasuhi Güngör’ün de katıldığı çalıştayın diğer katılımcı gazeteci ve yazarları da şunlar oldu:

Bahçeşehir Üniversitesi Rektörlüğünü de yürüten Akşam yazarı Deniz Ülke Arıboğan, Hasan Cemal (Milliyet), Oral Çalışlar ve Cengiz Çandar (Radikal), Muharrem Sarıkaya (Haber Türk), Okan Müderrisoğlu (Sabah), Mithat Sancar (Taraf), Ruşen Çakır (Vatan).

Çalıştayın katılımcıları arasında UTSAM’ın akademik kadrosundan Süleyman Özeren, Hüseyin Cinoğlu, M. Alper Sözer, Oğuzhan Ö. Demir ve M. Salih Elmas da yer aldı.

Katılımcılar

Polis Akademisi’nin ev sahipliğinde akademinin Anıttepe yerleşkesindeki basına kapalı yapılan çalıştaya, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Deniz Ülke Arıboğan ile Cengiz Çandar, Oral Çalışlar ve Mümtaz’er Türköne de katıldı.

rg rnekleri
bebek rgleri
prefabrik ev modelleri
e okul veli bilgilendirme sistemi
bakur bor sorgulama
ahmet maranki
ingilizce trke szlk
dviz