İstersen gelip benim evimde oturabilirsin
Ahmet Türk’ün oturduğu evi değiştirmek istemesi bir maceraya dönüştü.
Ahmet Türk’ün oturduğu evi değiştirmek istemesi bir maceraya dönüştü.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’ndan Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren altı önemli dış politika sorununda, 6 kritik mesaj geldi.
Türkiye’den giden 11 bin kişinin yaşadığı Mahmur Kampı’na giden kapatılan DTP’li milletvekili ve başkanlar kampta terör örgütü PKK flamaları ve bölücübaşı Abdullah Öcalan’ın fotoğraflarıyla karşılandı.
Kapatılan DTP’nin 19 milletvekili istifa etmekten vazgeçti. Kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk, siyasi yaşamlarını Barış ve Demokrasi Partisi’nde sürdürme kararı aldıklarını açıkladı. Türk, “Öcalan da parlamento zemininin terk edilmesinin doğru olmadığını ve bu mücadelenin devam edilmesi gerektiği şeklinde, avukatlarıyla bunu paylaştı” dedi.
Kapatılan DTP’nin milletvekilliği düşürülen eş başkanı Ahmet Türk bir açıklama yaptı.
İşte Türk’ün açıklamasından satır başları:
Muş’ta çıkan olaylarda 2 kişi öldü, 8 kişi yaralandı… Muş’un Bulanık ilçesinde bir esnaf, işyerini ve arabasını yakmak isteyen göstericilere ateş açtı… Bulanık Belediye Başkanı Ziya Akkaya, halkın panik içinde olduğunu ve işyerlerinin ateşe verildiğini açıkladı…
Muş’un Bulanık İlçesi’nde kapatılan DTP’nin ilçe binası önünde yapılacak basın açıklamasına katılanlar, işyerlerini ve polisi taş yağmuruna tuttu. Yaklaşık bin 500 kişinin katıldığı gösteriler sırasında 2 kişi öldü, 8 kişi yaralandı.
Bulanık’ın Aslanpaşa Caddesi’nde kapatılan DTP’nin ilçe binası önünde basın açıklaması nedeniyle bazı esnaflar işyerlerini açmadı.
Bugün saat 11.00 sıralarında yaklaşık bin 500 kişinin katıldığı toplantı başlamadan bazı gruplar, açık olan işyerlerine saldırdı. Çevrede önlem alan polis, göstericilere engel olmak için tazyikli su ve gözyaşartıcı bomba kullandı. Atılan taşlarla açık olan bankaların ve işyerlerinin camları kırıldı. Bu sırada esnafın açtığı ateş sonrası 2 kişi öldü.
Göstericilerden 150 kişilik grupla polis arasında çıkan çatışmada çok sayıda gösterici yaralandı.
Olaylar sırasında Ak Parti binası da taşlanırken, bir grup gösterici de bir dershaneye girerek, hasar verdi.
MANİFATURACI DÜKKANINA SALDIRAN GÖSTERİCİYİ ÖLDÜRDÜ
Saat 12.00 sıralarında Şehit Üsteğmen Suat İsakoğlu Caddesi’nde manifaturacılık yapan T.B., iddiaya göre işyerini ve otomobilini tahrip ettikten sonra yakmak isteyen göstericilerin üzerine tabancayla ateş açtı. Açılan ateş sonucu 2 kişi öldü.
Olaylar sırasında yaralanan 6 kişiden 2’si Muş Devlet Hastanesi’ne ambulansla nakledildi. Bulanık Devlet Hatanesi’nde ise 4 yaralı tedavi altına alındı. Çatışmaların yer yer devam ettiği Bulanık ilçesine çevre il ve ilçelerden takviye kuvvet gönderildi.
DÜKKANLAR ATEŞE VERİLDİ
Bulanık Belediye Başkanı Ziya Akkaya, Bulanık’taki olayların hala sürdüğünü ve dükkanların ateşe verildiğini söyledi. Halkın panik içinde olduğunu, kimsenin dışarı çıkamadığını vurgulayan Akkaya, çıkan olaylarda ölülerin olduğunu belirterek ‘Güvenlik güçleri geri çekildi. Biz müdahale gücüne sahip değiliz’ dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2010 Bütçesi Genel Kurulu’nda milletvekillerine hitap etti. Başbakan Erdoğan’ın konuşması oldukça gergin geçti. Muhalefet milletvekillerinin konuşmasına itiraz etmeleri Başbakan’ı çileden çıkardı. Başbakan Erdoğan, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’e dönerek, ‘Sayın Başkan, siz mi susturursunuz, ben mi susturayım’ dedi.
Konuşmamın başında bazı tespitleri yapmak istiyorum. Bunları yaparken de hiç rahatsız olmamak gerekir. Zira bu bir bütçe müzakeresi, gönlümüz arzu eder ki bütçeyi konuşalım.
Sayın Baykal, Reşadiye saldırısını PKK’nın gerçekleştirdiğini söyleyemediğimizi ifade etti. Devlet yönetimi bir ciddiyet gerektirir, devlet ve hükümet aklına estiğini konuşmaz. Tespitlerini yapmadan, delillerini bulmadan konuşmaz. Zira ülkede bir tane terör örgütü yok. Terör örgütünün farklı isimlerdeki örgütlerle işbirliği halinde uyguladığı terörde var. Bunları tespit ederek, açıklamaktır aslolan.
Ve saldırı terör örgütü üstlenmiştir. Burada spekülasyonlara fırsat vermeden, örgütün üstlendiği gibi, bizlerde aynı şekilde örgütün propagandasını yapar gibi sürekli ismini zikretmeyi de hiçbir zaman devlet ciddiyetimizle uygun bulmuyoruz. Milli birlik ve kardeşlik sürecine yönelik bir sabotajdır.
Daha önceki 7 bütçemizde olduğu gibi 2010 yılı bütçesi de Türkiye’nin imkanlarını fırsatlarını potansiyellerini azami derecede milletimizin istifadesine sunan, ülke ve dünya gerçekleriyle örtüşen bir bütçe olarak yapılmıştır.
İktidar başarılı olmuştur demesini beklemiyorum. Böyle bir şey olduğu zaman bu koltukların boş kalması lazım. İktidarın ne denli doğru yapıp yapmadığını, sandıkta milletimizin huzurunda görüyoruz. 4 seçimde iktidara doğru mu yanlış mı yaptı, değerlendirmesini yapacak. Bütçe görüşmeleri sadece bütçe rakamlarının analiz edildiği değil, aynı zamanda ülke gündeminin ele alındığı, yapılanların yapılacakların teklif edildiği ve önerilerin değerlendirildiği görüşmelerdir.
REKORLAR KIRILIYOR
Türkiye’de rekorlar kırılıyor. Küresel ve bölgesel rekorlar kırıyor. Bu ülkenin varlıklarının gelirlerinin kaynaklarının yüzde 62,7 lirası dazi olarak dagatılıyordu. O zaman iktarda CHP DSP VE ANAP vardı.
7 yılda bu oranı kademe kademe oranına düşürdük. Şu anda geldiğimiz oran yüzde 7 idi. En son cuma gününün rakamı yüde 9,1. Enflasyonuda yüzde 30’la aldık şuanda 5,5. Sizin zamanınıızda bu ülke 3 haneli rakamları da gördü.
Bu aradaki fark benim ülkemin büyümesine gelişmesine harcanıyor. Okula dönüşüyor hastaneye, baraja, emniyete işe aşa dönüşüyor. Türkiye neden bu kadar yüksek faiz oranları ödemek zorunda kaldı. Ülkemizin faiz primi yüksek olduğu için faiz oranları yüksekti.
2002 yılında Türkiye’nin risk primi yüzde 7 iken bugun bu oran yüzde 2‘ye indi. Bu oran bile elde ettiği saygınlığın ağırlığın en bariz göstergesidir. Bu ülke faiz yoluyla ağır bedeller ödedi. Enflasyonla ağır bedeller ödedi. Bu bedeli bu millet ödedi. Memur, işçi çiftçi esnaf, ev hanımları ödedi.
O günün gazetelerini hatırlayın bir banka 1 milyar 63 milyon dolar bir başkası 426 milyon dolar MB’den bu alım yapılıyor. Dolar kuru da 685 bin lira. Dolar hızla yükseliyor. 1 milyon 80 bin liraya çıkıyor. Bu bankların bir kaç ssat sonra 216 tirilyon lira oluyor. İlk bankanın bir günkü karı 292 triilyon oluyor.
MERKEZ BANKASI SOYULURKEN NEREDEYDİNİZ?
Bütün bunları , CHP, MHP, DSP’ve ANAP yaşattı. O dönem yaşananlar Rahşan affına girdi. O zamanki yasalara uygun dendi ve geçiştirildi.
Bu ülkeye revamıydı? Bizi ihanetle suçlayanlara buradan sesleniyorum. Peki bu nedir?
Milliyetçiyim diye ortalarda olaşanalara soruyorum. Bu ülkenin soyulmasına neden ses çıkarmadınız? Merkez Bankası soyulurken milliyetçiliğinizi o gün neden hatırlamadınız?
TEĞET GEÇİYOR TEĞET
2001 krizi ülkenin böyle yönetildiği için yaşandı ve ithal çözümler üretildiğinden yaşandı. Bizi ise kendi projelerimizle çözüyüoruz. Yine söylüyorum. Teğet geçiyor teğet.
23 milyar dolar borçla devraldık Ödeye ödeye şuanda 8 milyar dolar borumuz kaldı. Biz masaya adam gibi otururruz. Muhalefet borçlandı biz ödedik. Sadece ABD’de kriz döneminde 158 banka battı. Türkiye’de bir banka sıkıntı dahi yaşamadı
SİZİN KİTABINIZDA KARDEŞLİK YOK
Güçlü bankacılığı bu iktidar oluşturdu. Reel faiz ülkemizde yüzde 2,5 bu oran Türkiye tarihinde görülen en düşük orandır. Türkiye terör belasından kurtulduğu güneydoğuda da gelişmemiz açısından son derece çok önemlidir.
İnsan milli birlik ve kardeşlik lafına bile saygı duyar. Bu lafı duyunca bile zıplıyorsunuz. Kitabınızda birlik yok beraberllik kardeşlik yok .
O günlerde Merkez Bankasının içini boşaltanlar bugun ülkenin kardeşiliğini birliğini dert edemezler. O gün IMF den borç almak için kapıda yatanlar bugün borç edeyen bir ülkeyi sindiremez. Biz inadına milli birlik inadına kardeşlik diyoruz.
MUHALEFETİ YANIMIZA BEKLERDİK
Sizin hiç evladınız öldü mü? Dersimi istatistik olarak görenler kendinizi hiç dersimli bir ananın babanın evladın yerine koydunuz. Her ölüm ölümdür. Hele gençlerin ölümü görmezden gelinemeyecek kadar acıdır, trajiktir.
Biz ne ekonomiye bir istatistik olarak konusuyoruz ne de sehitleri istatistik olarak konusuyoruz. Biz sofraya, anaların yüreğine bakarak konusuyoruz. Böyle bir sürecte muhalefeti yanımızda beklerdik.
Süreci provoke etmek kime ne sağlar. Diyorlar ki ülkeyi bölüyorsunuz. Hangi adım hangi açılığım başlığı ülkeyi bölüyor. Hangi adıma alternative ürettiniz. Sonuna kadar dinleme cesareti gösrerin . Umarım yine bırakıp burden gitmezsiniz.
BAYKAL SABAH BAŞKA AKŞAM BAŞKA
İster Güvenlik güçlerimiz ister bize silah doğrultan vatandaşlarımız olsun hepsi bizim vatandaşımızdır. Bu söz sizlerin değilmiydi?
Tüm tutuklu ve hükümlüller için kısmı genel af çıkartılarak genel huzur düzeyi yaratılmalıdır. Kürt vatandaşlarımızın yazılı basın ve medya ile yayın yapabilme , özle okulların kendi anadilleriyle yayın yapabilme.”
Belgeler burda. “Kürt dil kurumu ile kendi dilleri ile çalışma yapabilmeli” bütün bunlar CHP Tunceli raporunda var. Bunları bana siz gönderdiniz. Bunların hepsi CHP’nin Tunceli raporu.
Herhangi bir arkadaşın yaptığı açıklamayı neden bana partininmiş gibi gösteriyorsunuz? 99 CHP raporu : “Devletin ırkı olmaz devlet tüm alt kimliklere eşitm esafede durmalıdır. Kürtlerde dahil her lat kimlikten yurttaşımıza kendi dillerinde eğitim görme olanakları ….”
Sayın Baykal’ı iyi tanıdım sabah başka akşam başka.. Aynı davranışları MHP de yapıyor.
HER SORUN MECLİS’TE ÇÖZÜLÜR
O başka bu başka hangisi doğru bizim yaptığımız doğru. İki tarafın söylemleri bile hükümetin ne kadar doğru bir yolda olduğunu gösteriyor.
DTP de dağa çıkmaktan bahsediyor MHP de dağa çıkmaktan bahsediyor. Biz ise kardeşliğin adaletin sesiyiz. Hepinizi buraya siyaset yapmaya çağırıyoruz. Her türlü sorun mecliste çözülür Bunun yeri burasıdır.
ÇOCUKLARINIZI TV’DEN UZAK TUTUN
Sayın Bahçeli, bana partime hükümetime en ağır lafları bana söyledi. Ben bunların hiç birini üzerime almadım. Dinleyen çocukların ruh haline üzülüyorum . Anne ve babalardan Bahceli konusurken televizyondan uzak tutumalarını tavsiye ediyorum.
Sadece bir günde 4 katrilyon parar kazanan bankalar oldu. Merkez Bankası’na o dönemde neredeyse bir enjektör dayandı. Bütün kaynaklar emildi. O dönemde başkan yardımcısıydınız Bahçeli . O zaman bunları neden uyarmadınız?
GÜVENLİK GÜÇLERİNE HAKSIZLIK
Teror liderinin başı size teslim edildi. Öcalanı imralıya kim yerleştirdi. Tüm muhalefete sesleniyorum, Terörle mücadele edilmiyor diyerek bu ülkenin askerine polisine korucularına haksızlık insafsızlık ediyorsunuz. Onların şefkini siz kırıyorsunuz.
TERÖR CEPHESİ SİLAH BIRAKMADIKÇA…
Ben herzaman askerede emniyet teşkilatının ne ihtaycı varsa A’dan Z’ye yapmaya hazırız demişizdir. Şu anda kandile operasyon yaoılıyorsa bu 5 kasım 2007 nin sonucu ve zaferidir.
Kaçınız Ankara’nın dışına çıkabildiniz. Terör cephesi silahını bırkamadığı sürece operasyonlara son verilmeyecek. Bİz 81 ilin tamamında varız. Sİyasetçi olarakta varız. Sivastan öteye gidebiliyormusunuz? Gittiğiniz yerler belli. Asker nerde polis nerde AKP orda ama siz yoksunuz.
Türk milleti demek Türkiye’li olmak demektir. Gazi Mustafa Kemal bu konuyu en güzel şekilde ortaya koymuştur.
Burda alt kimlik dediğimde çıldırdınız. Şimdi bunları sizde kullanıyorsunuz. Siz de zamanla öğreneceksiniz.
Genel Başkan grubuna hakim ol. Siz varya bu mantığınız Atatürk ölene kadar Türk paralarının resmi öldükten sonra İnönü’nün resmi. Siz busunuz.
PARTİ KAPATMAYA KARŞIYIZ
Biz parti kapatmaya karşıyız .Cezanın tüzel kişilklere özel kişilere verilmesini uygun buluyoruz. Bu ülkenin Başbakanlarına göbek kaşıyanlar diyenler sizlersiniz.
Halkın getirdiğini ancak halkın götürebileceğini düşünüyoruz Teröre övgüde buluna destek olan kişilere bir paye verilemez. AKP olarak her türlü aykırılığın siyaset içinde tutulmasını uygun görüyoruz.
Biz siyasi hayatımız boyunca sadece milletimizde direktif aldık. Tüm partiler yüzlerine millete dönmeli. Onları dinlemeli . Asla ümitsiz değiliz.
DAHA FAZLA BEDELE TAHAMMÜLÜMÜZ YOK
Nasıl tahrikler yapılacağını göze alarak çıktık. Terörden nemalananların bu süreci uzatmak için neler yapacağını bilerek ve bunlara boyun eğmeyeceğmizi düşünerek yola çıktık .
Daha fazla bedelin ödenmesine tahammulumuz olamaz. Biz bu milleti terörün akıttığı kan ile beslenenlere vampirlere teslim etmeyeceğiz. İnadına demokrasi ,açılım, birlik kardeşlik diyoruz .
Gençlerin kanı üzerinden maddi ya da manevi rant devşirenler var. Biz bütün bunları karsımıza alarak çıktık. Hortumları kesilenler duvar gibi bu sürecin önende duracaklar . Ama biz bunları kararlılıkla defedeceğiz.
BAYKAL’DAN ERDOĞAN’A YANIT
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bütçe konuşmasını, “Yazık… Çürüyen bir iktidardan Başbakan manzarası” sözleriyle değerlendirdi.
Genel Kurul toplantısının ardından TBMM’deki odasında gazetecilerle sohbet eden Baykal, hiçbir Türk vatandaşının böyle bir Başbakan manzarasından mutlu olduğunu düşünmediğini belirterek, şöyle konuştu:
“Yaşanan sorunların altında nasıl bir başbakanlık anlayışının yattığı bu vesileyle görüldü. Yazık… Çürüyen bir iktidardan başbakan manzarası. Bu onun anlayışını ortaya koyuyor. Meclis Başkanına ’sen mi susturacaksın, ben mi susturacağım?’ diyor. Meclis Başkanı parlamentonun, Başbakan iktidarın temsilcisi. Başbakan, Meclis Başkanına ’sen mi yapacaksın, ben mi yapacağım?’ diyor. Kendisinde birilerini susturma yetkisini, hakkını var sayıyor olması, kuvvetler ayrılığı ilkesine tamamen aykırı. Tam bir ‘Ali kıran baş kesen’ tavrı.”
Başbakan Erdoğan’ın konuşmasından, “Türk milleti sözünün anayasadan çıkarılmasına yönelik değişikliğin arkasında olduğunun çok açık olarak görüldüğünü” savunan Baykal, “Başbakanın gösterdiği raporların hiçbirisinin CHP’nin yetkili organlarının görevlendirilmesiyle oluşmadığını” da kaydetti.
Deniz Baykal, şöyle devam etti:
“CHP’nin bu konulardaki resmi politikası 1989 yılındaki raporunda çok net şekilde ortadadır, daha sonra 2008 programındadır. Resmi raporlardır. Bir raporunun resmi rapor olabilmesi için önce parti yetkili organlarının öyle bir rapor hazırlanması görevi vermesi lazım. Kimlerin hazırlayacağını belirlemesi lazım. Hazırlanan raporu görüp benimsemesi lazım. Bunlar ortaya çıkınca o rapor parti raporudur. Her partide bir sürü insan görüş söyler, teklif yapar. Bizi bağlayan iki temel rapor var. Biri 1989 raporu, ki SHP zamanında hazırlanan rapordur. CHP, SHP döneminde hazırlanan raporu sahiplenmiştir. Diğeri de 2008 programımızı yeniden şekillendirdik. CHP’nin bu programı ortadadır. Bu raporda da CHP’nin görüşü çok net bir şekilde ortaya konulmuştur.
Nedir anlayışımız: Etnik kimliğe saygı temeldir. Devleti bu işe sokmama kararlılığımız 20 yıldan bu yana sürüyor. Devlet, vatandaşlarının etnik kimlikleri konusunda faaliyet yapmamalıdır. Bunlar sivil toplum çerçevesinde yapılmalıdır. Hiçbir zaman milli eğitimin içine etnik anlayış, etnik dil sokulmamalıdır. Biz devleti bu işin dışında tutuyoruz. Bizim çizgimiz bu. Ama görüyorum ki Başbakan, Anayasadan Türk milleti sözünü çıkarma konusunda kararlıdır, bu sahiplenilmiştir. Milli eğitime etnik dil taşıma konusundaki politikası da sahiplendiği politikadır. Böyle bir angajmanını görüyorum. Bunu bizden medet umarak meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu mümkün değildir.”

DTP Hakkari Milletvekili Hamit Geylani Türkiye’nin başındaki üç bela olarak söz ettiği Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi Kürt açılımına karşı çıkmakla eleştirdi.
DTP Hakkari Milletvekili Hamit Geylani, partisinin Hakkari il binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Hakkari Belediye Başkanı DTP’li Fadıl Bedirhanoğlu, İl Başkanı Hifzullah Kansu, Merkez İlçe Başkanı Fahri Kurt ile partililer katıldı. Milletvekili Geylani, DTP olarak sürdürülen operasyonlar nedeniyle bu bayramda kitlesel olarak bayramlaşmayacaklarını söyledi.
Geylani, yine Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi, Kürt açılımına karşı çıkmakla eleştirerek, şöyle konuştu:
“Bir önceki Genelkurmay Başkanı yaptığı açıklamasında, Türkiye’nin ordusu tümüyle Kandile girse PKK’yı yok edemez’ demişti. Şu andaki Genelkurmay diyor ki; ‘tek bir terörist kalana kadar mücadelemiz devam edecek ve kökünü kazacağız’ diyor. Her ikisinin açıklamaları ne kadar çelişkili olduğu ortada. Onun için üç bela var Türkiye’de, Başbuğ, Baykal ve Bahçeli. Her nedense bu üç bela da ‘B’ harfiyle başlıyor. Bilindiği gibi umutların uç verdiği tam bir zamanda, Başbakan, İçişleri Bakanını halkın huzuruna çıkarttı. İçişleri Bakanı, Genelkurmay Başkanı, Baykal ve Bahçeli’ye yalvarıyor. Ama ‘Anayasa değişikliği yok. Anadilde eğitim yok. Gündemimizde af yok, açılım yok. Alabildiğine kapatma ve sıkıştırma vardır demek olmuyor mu? İşte bu açıklamalar Kürt halkı üzerinde en acımasız bir biçimde askeri ve siyasi operasyon başlamıştır.”